RS Holding’den Sel Hasarında Hayati Uyarı
Sel ve su baskınlarında zarar gören araçlarda, su çekildikten sonra yapılan ilk müdale hasarın boyutunu değiştirebiliyor. RS Holding çatısı altındaki Met Teknik Akademi Başkanı Mustafa Tütünoğlu, aracın alt yüksekliğini aşan derecede suya maruz kalan araçların kontrol edilmeden çalıştırılmaması gerektiğini belirtti. Tütünoğlu, motorun yanı sıra elektronik sistemler ve güvenlik donanımlarındaki gizli hasarlara dikkat çekti.
“Aracın kuruması veya yeniden çalışması, güvenle kullanılabileceği anlamına gelmez. Sel sonrası karar, aracın dış görünüşüne bakılarak verilmemeli” dedi.

Su Çekildi Diye Kontağı Çevirmeyin
Selin hemen ardından araç sahiplerinin ilk refleksi, otomobillerinin çalışıp çalışmadığını kontrol etmek oluyor. Ancak bu deneme, onarılabilecek bir hasarı daha ağır bir tabloya dönüştürebiliyor.
Met Teknik Akademi Başkanı Mustafa Tütünoğlu, sel hasarında önceliğin can güvenliği olduğunu vurguladı. Araç sahiplerinin tehlike devam ederken otomobillerini kurtarmaya çalışmaması gerektiğini söyledi. Ayrıca su çekildikten sonra teknik kontrol yapılmadan kontağı çevirmemeleri uyarısında bulundu.
Bir Marş Denemesi Motor Hasarını Büyütebilir
Özellikle suyun içinde stop eden araçlarda yeniden çalıştırma girişimi ciddi risk taşıyor. Tütünoğlu, motorun hava emiş hattından silindirlere su girmiş olabileceğini belirtti. Silindirdeki su, pistonun hareketini engelleyerek biyel kolları ve diğer motor parçalarında ağır hasara yol açabilir.
“Bir kez deneyelim, çalışırsa sorun yoktur” yaklaşımı doğru değil. Marşa basmak, akü takviyesi yapmak ya da aracı iterek çalıştırmaya uğraşmak hasarı büyütebilir. Araç, üreticinin taşıma talimatlarına uygun şekilde profesyonel çekiciyle servise ulaştırılmalı.
Suyun ulaştığı seviye ve araç içinde kaldığı sürenin servis değerlendirmesi için önemli olduğunu ifade eden Tütünoğlu, güvenli koşullarda çekilen fotoğrafların ve olayla ilgili bilgilerin teknik ekiple paylaşılmasını önerdi.
Döşeme Kurusa Dahi Elektronik Sistemlerde Risk Sürebilir
Sel hasarının her zaman ilk gün belirti vermediğine dikkat çeken Tütünoğlu, taban halısı yüzeyi kurumuş görünürken altındaki yalıtım malzemelerinin nemli olabileceğini söyledi. Kablo bağlantılarında, soketlerde ve elektronik kontrol ünitelerinde kalan nem ile kir, zamanla korozyona ve arızaya neden olabilir.
Araç bugün çalışırken haftalar sonra elektriksel sorunlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden yalnızca iç temizlik yaptırıp aracı kullanmaya devam etmek yeterli değildir.
Tütünoğlu, suya maruz kalan bölgelerin uzmanlarca incelenmesi gerektiğini belirtti. Gerekli söküm, temizlik, kurutma ve parça değişimlerinin üreticinin onarım prosedürlerine göre yapılması gerektiğini vurguladı. Özellikle tuzlu su temasının korozyon açısından daha ağır sonuçlar doğurabileceğini hatırlattı.
Hava Yastıkları ve Emniyet Kemerleri De Değerlendirilmeli
Kontrolün motor ve konfor donanımlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Tütünoğlu, hava yastıkları, emniyet kemerleri ve kemer gergi mekanizmaları ile bunları yöneten elektronik sistemlerin de suya maruziyet açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Su altında kalan hava yastıklarını kurutup yeniden kullanmak güvenli bir onarım yöntemi değildir.” Güvenlik parçalarında kontrol ve değişim kararı, üreticinin ilgili araç için belirlediği kurallara göre verilmelidir. Gösterge panelinde uyarı görülmemesi, tek başına bu sistemlerin sağlıklı olduğunu kanıtlamaz.
Tütünoğlu ayrıca motor, şanzıman ve diferansiyel yağlarına su karışması ihtimalinin; frenlerde ve yürüyen aksamda çamur, tortu veya hasar bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerektiğini belirtti.
Elektrikli ve Hibrit Araçlarda Müdahale Uzmanlık Gerektiriyor
Elektrikli ve hibrit araçların yüksek gerilim sistemleri nedeniyle ayrı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Tütünoğlu, sel hasarı şüphesi bulunan elektrikli araçların çalıştırılmaması gerektiğini söyledi. Şarj edilebilen modellerin kontrol tamamlanmadan şarja bağlanmaması gerektiğini vurguladı.
Kullanıcıların yüksek gerilim bataryasına, turuncu kablolara ve elektrik bağlantılarına müdahale etmemesi gerekiyor. Kontağın kapalı olması, yüksek gerilim sisteminde enerji kalmadığı anlamına gelmez. Kontrol, uygun eğitim ve ekipmana sahip teknisyenlerce yapılmalı.
Batarya hasarı şüphesinde taşıma ve bekletme koşullarının da uzman ekip tarafından belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Hasarlı aracın kapalı garaja alınmaması, yapılardan, diğer araçlardan ve yanıcı malzemelerden uzakta tutulması gerekiyor.
Araçta duman, olağan dışı ısınma veya tıslama benzeri sesle karşılaşılması halinde uzaklaşılması ve 112’ye haber verilmesi çağrısında bulundu.
Her Su Teması Aynı Hasarı Oluşturmaz
Hasarın kapsamının suyun seviyesi, temas süresi, suyun niteliği ve etkilenen parçalara göre değiştiğini belirten Tütünoğlu, her suya maruz kalan araç için aynı onarım kararının verilemeyeceğini söyledi.
Yüzeydeki çamurun temizlenmesi, bütün risklerin giderildiği anlamına gelmez. Araç sahibi, teknik inceleme ve sigorta hasar değerlendirmesi için ilgili kuruluşlarla iletişime geçmeli; yapılan işlemlerin ve değişen parçaların kayıtlarını saklamalı.
Onarımda esas alınacak ölçüt sadece aracın yeniden hareket edebiliyor olması olamaz. Tüm sistemlerin, donanımların ve güvenlik unsurlarının doğru çalıştığının üretici prosedürlerine göre raporlanması gerekir.