Türkiye otomotivde tarihi ihracat rekoru kırdı
Allianz Trade’in her yıl hazırladığı Otomotiv Sektörü Raporu’na göre, Türkiye 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla kapattı. Raporda, otomotiv sektöründeki güç dengesinin Asya’ya, özellikle Çin’e kaydığı vurgulanıyor.
Küresel Otomotiv Sektöründe Güç Dengesi Asya’ya Kayıyor
Dünyada ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade, otomotiv sektörü odaklı yeni raporunda, “Made in Europe” çerçevesinin halen birçok belirsizlik içerdiğini ve bu durumdan Türkiye’nin de etkilenebileceğini belirtiyor. Küresel otomotiv sektöründeki güç dengesinin hızla Asya’ya kaydığına dikkat çekiliyor.

Rapora göre, Çin tek başına dünya otomobil satışlarının %37’sini gerçekleştiriyor. Bu oran, 2024 yılına göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puan artış anlamına geliyor. Aynı dönemde Avrupa’nın küresel pazar payı %20’nin altına, Kuzey Amerika’nın payı ise %21’e gerileyerek her iki bölge için de yeni tarihi düşük seviyelere ulaştı.
Küresel Otomotiv Pazarı 2025’te Büyümeye Devam Etti
Allianz Trade raporuna göre, küresel otomotiv pazarı 2025 yılında üst üste üçüncü kez büyüme kaydetti. Pazar, yaklaşık %5 büyüyerek, 2024 yılındaki %3’lük büyümenin üzerine çıktı. Bu büyümenin lokomotifi belirgin şekilde Asya oldu.
Avrupa ve ABD gibi büyük olgun pazarlar sınırlı performans sergiledi. Avrupa pazarı yatay seyrederken, ABD yalnızca %2 büyüyebildi. Çin pazarı ise %9 büyüyerek dikkat çekici bir performans gösterdi. Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer gelişmekte olan ülkeler de küresel büyümeye önemli katkı sağladı. Çin hariç Asya-Pasifik bölgesi ile Japonya ise yaklaşık %3 büyüme gösterdi.
2025 yılı, sadece daha fazla aracın satıldığı bir yıl olmakla kalmadı; aynı zamanda küresel otomotiv sektörünün ağırlık merkezinin belirgin biçimde Asya’ya ve özellikle Çin’e kaydığı bir dönüm noktası olarak öne çıktı.
Made in Europe’un Türkiye’ye Etkileri
Raporda, “Made in Europe”un içerdiği belirsizliklerin Türkiye otomotiv sektörü açısından 2026 yılının en önemli risklerinden biri olduğu vurgulanıyor. Türkiye’nin Avrupa’nın yeni otomotiv üretim çerçevesine dahil edilip edilmeyeceği henüz netlik kazanmadı.
Araçların “Made in Europe” statüsü kazanabilmesi için uygulanan mevcut %70 AB katma değer eşiğinin, Türkiye’de gerçekleştirilen üretimin bu kriterin dışında kalmasına neden olabilecek kadar yüksek olduğu belirtiliyor. Ayrıca, Türkiye’nin “Made in EU” statüsü kazanması durumunda Çin menşeli içeriklerin AB teşviklerinden dolaylı olarak yararlanabileceği bir geçiş noktası haline gelebileceği endişelerine dikkat çekiliyor.
Allianz Trade’den Sektöre Destek ve Değerlendirmeler
Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz, raporla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Allianz Trade Türkiye olarak, ekonomimizin lokomotifi olan otomotiv sektöründeki stratejik varlığımızı ve otomotiv üreticileri ile tedarikçilerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz.”
Karagöz, 2025 yılında Türkiye otomotiv sektörünün 41,5 milyar dolarlık tarihi ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla yılı kapattığını belirtti. 2026’nın ilk yarısında sıkı finansman koşullarına bağlı olarak iç pazarda %8,2’lik dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinin yaşandığını ifade etti.
Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ettiklerini söyleyen Karagöz, proaktif risk yönetimi çözümleriyle Türk otomotiv sanayisinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü ve finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ettiklerini vurguladı.
Türkiye’de Çinli Üreticilerin Güçlenen Varlığı
Raporda, Türkiye’de Çinli otomotiv üreticilerinin giderek güçlenen varlığının; elektrikli araç ve batarya sektörlerine yönelik destekleyici mali politikalar ile Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan gümrük tarifeleri sayesinde daha da belirginleştiği belirtiliyor.
Bu durumun Türkiye’nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki rolüne ilişkin tartışmaları artırdığı vurgulanıyor. Avrupa pazarına tam erişimin kaybedilmesinin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilen raporda, Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin açık ara en büyük otomotiv ihracat pazarı olduğu hatırlatılıyor.
2025 yılında otomotiv ihracatının 30,11 milyar dolar ile %72,5’inin AB ülkelerine gerçekleştirildiği bilgisi veriliyor. Almanya ise tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmi ve yıllık bazda %36’lık artışla en büyük pazar olmayı sürdürdü.
AB Menşei Statüsünün Önemi
Allianz Trade raporunda, Türkiye’nin AB menşei statüsünün yalnızca kısmen dışında bırakılmasının bile Türkiye’de üretilen araç ve otomotiv parçalarının en büyük ihracat pazarındaki tercihli ticaret avantajlarını kaybetmesine yol açabileceği vurgulanıyor.
Bu durumun, küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) Türkiye’ye yatırım yapma gerekçelerini zayıflatabileceği ve tedarik zincirlerinin yeniden Avrupa’ya taşınan üretim merkezlerine yönelmesi riskini beraberinde getirebileceği öngörülüyor.
İç Talebin Gücü
Rapora göre, Türkiye’nin rekor düzeye ulaşan iç pazar satışları, yani 2025 yılında toplam araç satışlarının yıllık bazda %10,5 artarak 1,37 milyon adede ulaşması, dış talebin zayıfladığı bir dönemde sektör açısından önemli bir denge unsuru oluşturuyor.
Brüksel’in AB menşei kriterlerini sıkılaştırması ve küresel otomotiv üreticilerinin tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmesiyle birlikte, iç pazarın daralan ihracat fırsatlarına yönelmesi beklenen üretim hacmini absorbe edebilmesi sektör için önemli bir avantaj sağlıyor.