Küresel metal büyümesinde Türkiye’nin rolü ne?
Allianz Trade, metal sektörüne yönelik hazırladığı yeni araştırmasında küresel üretim görünümünü, yatırım eğilimlerini ve Türkiye’nin sektördeki stratejik konumunu mercek altına aldı. Rapora göre, temel metaller ve metal ürünleri sektörü küresel brüt üretimi 2025 yılında yaklaşık 9,6 trilyon dolara ulaştı ve 2026 yılında da büyümesini sürdürecek.
Küresel Metal ve Madencilik Sektöründe Gelişmeler
Allianz Trade Metal Sektörü Raporu, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisi yer aldı.

Türkiye’nin Metal Sektöründeki Stratejik Konumu
Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtildi. Ülke, 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda bulunuyor. Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesi bekleniyor.
Bu büyüme eğilimi, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıtıyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektörü, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajıyla 2026 yılında yaklaşık %14,4 yıllık büyüme kaydetmesi bekleniyor.
Allianz Trade Türkiye’den Sektöre Destek ve Değerlendirmeler
Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz, metal sektöründe verdikleri finansal garanti misyonunu kararlılıkla büyüttüklerini belirtti. 2025 yılında 38,1 milyon ton ham çelik üretimi ve güçlü ihracat performansıyla sektörde önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti. 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerinin deneyimlendiğini aktardı.
Karagöz, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak için üstlendikleri toplam risk garanti büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya çıkardıklarını ve sektöre sağladıkları desteği %25 artırdıklarını vurguladı. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörüleriyle ağır sanayinin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini desteklemeye devam ettiklerini belirtti.
Alt Ürün Gruplarındaki Dinamikler ve Talep Yapısı
Karagöz, risk portföylerini yönetirken alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif şekilde takip ettiklerini söyledi. İnşaat demiri gibi uzun ürün grubunun iç piyasa ve küresel kotaların baskısı altında olduğunu; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metallerin daha dirençli talep yapısı sergilediğini ifade etti. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen alt sektörlerin farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ettiklerini ve Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altına aldıklarını belirtti.
Sektörün Ekonomiye Katkısı ve Alt Segmentlerde Büyüme
Raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer ürettiği, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar ve 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Sektör, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmaya devam edecek.
Demir-çeliğin 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu, demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda vurgulandı. Demir dışı metallerde brüt üretim, 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek yaklaşık %20 yıllık büyüme gösterecek. Bu güçlü büyüme, yurt içi madencilik yatırımları ve inşaat ile otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteğiyle Türkiye’nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıtıyor.
Yatırımlar ve Sektörün Geleceği
Allianz Trade Raporu’na göre, temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamaları (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşacak. Bu yatırım görünümü, Türkiye’nin inşaat sektörünün talebi desteklemeye devam etmesi, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin Avrupa pazarlarındaki yeniden yapılanmadan faydalanması ve metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gibi yapısal unsurlarla destekleniyor.
Metal madenciliğinde brüt üretim, 2024 yılında 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında 18,2 milyar dolara yükselecek. Bu artış, altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip bulunuyor.
Orta Vadeli Görünüm ve Bölgesel Yoğunlaşma
Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümde büyümenin devam edeceği ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağı öngörülüyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Yıllık büyüme oranlarının 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından %3-4 seviyelerine gerileyeceği tahmin ediliyor. Çelik üretimi ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye’nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacak.
Asya-Pasifik bölgesinde Çin’in hakimiyeti sürüyor. Bu bölge, küresel pazarın yaklaşık %60’ını oluştururken, Avrupa yaklaşık %21 ile ikinci sırada yer alıyor. Çin, çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda bulunuyor.
Küresel Finansal Performans ve Sermaye Politikaları
2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Baz metal ve hacimli emtiaların fiyatları zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetleri yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjı 2025 yılında yaklaşık %15 seviyesinde gerçekleşti.
Şirketler, sermaye disipliniyle bu sürece karşılık verdi. Emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını sınırlandırdı. Ancak, enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riski ortaya çıkabilir.