Ford Avrupa’da Büyük Oyun: Yeni Strateji Açıklandı
Ford, Avrupa pazarında rekabetini güçlendirmek için müşterilerinin kendine özgü talep ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış kapsamlı ürün ve hizmetlerini duyurdu. Yeni stratejisi, performans, macera ruhu ve işte liderlik temelinde şekilleniyor. Bu strateji, Ford’un yeni küresel marka platformu “Ready-Set-Ford” ile tanıtıldı.
Ready-Set-Ford Stratejisi ve Ürün Genişlemesi
Ford, araç verilerini ölçülebilir üretkenliğe dönüştüren ürün yelpazesini ve bağlantılı hizmetlerini genişleterek ticari liderliğini pekiştiriyor. Off-road ruhunu bir asırlık ralli mirasıyla harmanlayan şirket, “multi energy” denilen çoklu enerji çözümleri sunan beş yeni araçla binek araç portföyünü yeniliyor. Ford, elektrikli geleceğe geçişte esnek bir yol sunulması için çağrıda bulunuyor ve regülasyonların tüketici ihtiyaçları ile uyumlu ve gerçekçi olması gerektiğini vurguluyor.
Ford Pro: Üretkenlik Ortağına Dönüşüm
Ford Pro, on bir yıldır Avrupa’nın lider ticari araç markası olarak, araçlardan elde edilen çıktıyı en üst düzeye çıkarmak için yazılım ve hizmetlerden yararlanıyor. Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, Ford Pro’nun araç, yazılım ve hizmetlerden oluşan entegre bir ekosistem sunduğunu belirtti. Bu ekosistem, rakiplerin karşılık veremeyeceği bir üretkenliği hızlandırıyor ve müşteriler için daha iyi yatırım getirisi sağlıyor.
Ford Pro’nun Uptime Services hizmetleri, bağlantılı araç verileri ve öngörüsellik kullanarak sorunları problem olmadan önce tespit ediyor. 2019’dan beri her Ford Pro aracı entegre modemle üretiliyor. Avrupa’da 1,2 milyondan fazla araç bağlantılı durumda ve bu araçlar günde yaklaşık 6 milyon sinyal üretiyor. Geçen yıl, Ford’un bağlantılı hizmetleri müşterilerin kesintisiz çalışma süresini yaklaşık bir milyon gün artırdı.
Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti ve Ranger Super Duty
Ford Pro, bu yetenekleri küçük işletmelere de taşıyor. Yeni “Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti” sayesinde her Ford bayisi özel bir operasyon yöneticisine dönüşebiliyor. Bayiler araç sağlığını izleyebiliyor, müşterilere proaktif şekilde ulaşabiliyor ve araç gelmeden önce parça ve servis hazırlıklarını yapabiliyor. Pilot uygulamalar, araç onarım sürelerinin yüzde 50’ye kadar kısaldığını ve onarımların yüzde 80’inin proaktif şekilde tespit edildiğini gösteriyor.
Ford Pro ürün gamına, zorlu görevler için tasarlanan Ranger Super Duty de ekleniyor. Ranger, 11 yıldır üst üste Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli konumunda bulunuyor. Yeni Ranger Super Duty, toplam 8 ton birleşik kütle kapasitesi, 4,5 tona kadar çekme kapasitesi ve yaklaşık 2 ton taşıma kapasitesi sunuyor. Araç, ağır hizmet tipi süspansiyon, ekstra alt gövde koruması ve yerden yüksek yapısıyla donatılıyor. Standart kabin konforu, bağlantı özellikleri ve sürüş destek teknolojileri iş odaklı yaklaşımı tamamlıyor.
Avrupa’da Ford Binek Araçları İçin Yeni Dönem
Ford, Avrupa’nın kendi yarış formatı olan ralli dünyasındaki bir asrı aşan mirasını off-road ruhuyla birleştirerek Avrupa’ya özel ralli ruhu taşıyan araçlar geliştirecek. Yeni ürün ailesi, kontrol ve hassasiyetten ödün vermeden heyecan ve macerayı bir araya getiren “multi energy” çözümler sunacak. Bu araçlar, Avrupa’nın Alp geçitleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve virajlı yolları gibi zorlukların üstesinden gelebilecek karaktere sahip olacak.
Ford, 2029 sonuna kadar Avrupa için üretilen tamamen yeni beş binek aracı lanse edecek:
– Global Bronco ailesinin yeni üyesi, güçlü karaktere sahip kompakt bir SUV olarak 2028’den itibaren İspanya Valencia fabrikasında üretilecek.
– Elektrikli Hatchback, özgün tasarımı ve Ford’un sürüş dinamikleriyle B segmentine yarıştan yola çıkan kabiliyetler taşıyacak.
– Küçük Elektrikli SUV, ralli mirasından gelen tasarım dilini şehir kullanımına uygun bir paket içinde sunacak.
– İki Multi Energy Enerji Crossover modeli, 2029 sonuna kadar yeni ürün gamına katılacak.
Stratejik İş Birlikleri ve Rekabet Gücü
Ford, Avrupa’daki rekabet yaklaşımının merkezinde stratejik iş birliklerine yer veriyor. Bu iş birlikleri, geliştirme süreçlerini hızlandırıyor ve ölçek ekonomisi sağlıyor. Ford ve iş ortakları, endüstriyel ayak izi ve tedarik altyapısını birleştirerek dünyanın en rekabetçi bölgelerinden birinde verimlilik, rekabet gücü ve üretim imkanı yaratıyor. Jim Baumbick, iş birliklerini “stratejik kaldıraçlar” olarak tanımlıyor ve en iyilerle çalışarak Ford karakteri taşıyan araçlar sunmaya odaklandıklarını belirtiyor.
Ford Türkiye’den Ready-Set-Ford Değerlendirmesi
Ford Türkiye İş Birimi Lideri Özgür Yücetürk, Ready-Set-Ford’un Avrupa’daki yeni marka platformu olmanın ötesinde, Ford’un off-road ruhunu ve asırlık ralli mirasını müşteri merkezci bir yaklaşımla “multi energy” seçenekleri ve yeni bağlantılı hizmetlerle bir araya getirdiğini ifade etti. Türkiye’de önceliklerinin binekte ve ticari araçlarda ürün, finansman, satış kanalı ve müşteri deneyimini birlikte yöneterek değer yaratmak olduğunu söyledi.
Karbonsuz Mobiliteye Gerçekçi Bir Yol
Ford, Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere 100 yılı aşkın süredir otomobil, kamyonet ve van modelleri sunuyor. Şirket, sıfır emisyonlu geleceğe doğru yolculukta müşterilerini desteklemeye kararlı. Ancak emisyon hedeflerinin tüketici talebinden kopması durumunda alıcıların daha eski ve yüksek emisyonlu araçlarını daha uzun süre kullanmaya devam ettiği belirtiliyor. Bu durum, endüstriyel yatırımın ekonomik temellerini zayıflatıyor.
Ford, “Made in Europe” düzenlemelerinin bölgesel entegre tedarik zincirlerinin gerçekliğini ve Türkiye, Fas, Birleşik Krallık gibi bölgesel ortakların endüstriyel ekosistemdeki önemli rolünü yansıtmasının önemine dikkat çekiyor. Bu pazarların dışlanması veya kısıtlanmasının Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacağı ve tüketici maliyetlerini artıracağı vurgulanıyor.
Avrupa’nın acil ihtiyacı, hedefleri tüketici tercihleriyle uyumlu hale getiren ve gerçekçi, güvenilir bir planlama ufku sağlayan düzenleyici bir çerçevedir. Ford, müşteri öncelikli bir yaklaşım çağrısında bulunuyor:
– CO2 hedefleri, gerçek tüketici talebini ve altyapı koşullarını yansıtmalı. Pazarın hareket edebileceğinden hızlı geçiş zorlanmamalı. Aksi halde araç parkı yenilenme hızı yavaşlayabilir.
– Mevzuat, plug-in hibritler (PHEV) ve menzil artırıcılı elektrikli araçlar (EREV) gibi elektrikli teknolojileri desteklemeli ve teşvik etmeli. Bu teknolojiler, tamamen elektrikli geleceğe pratik bir geçiş yolu sunuyor.
– Yeni van satışlarının yaklaşık yüzde 10’u elektrikli araçlardan oluşuyor. İşletmeler, binek araçlara göre optimize edilmiş şarj altyapısı ve depolar için şebeke erişiminde yaşanan gecikmeler nedeniyle zorlanıyor. Ticari araçlara agresif hedefler dayatmak, Avrupa ekonomisini ayakta tutan tesisatçılar, inşaatçılar ve dağıtım sürücüleri üzerinde ek bir vergi etkisi yaratıyor.
Jim Baumbick, “Biz araçları regülasyon zorunluluklarını karşılamak için değil, insanlar için üretiyoruz. Sıfır emisyona giden en hızlı yol, müşterilerin gerçekten tercih edeceği yoldur. Müşterilerin mümkün olduğunda elektrikli sürüş yapmasını sağlayan hibrit teknolojilerle emisyon azaltımını bugünden hızlandırabiliriz.” dedi.