Bağlantılı Araçlarla Lojistikte Yeni Dönem
TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen 8. Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi, ağır ticari araç, treyler, lojistik ve yan sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen zirvede sektörün dönüşüm süreci, bağlantılı araç teknolojileri, sürdürülebilirlik hedefleri ve geleceğin lojistik modelleri kapsamlı şekilde ele alındı.
TAİD Başkanı Burak Hoşgören’in Açılış Konuşması
TAİD Başkanı Burak Hoşgören, ağır ticari araçların veri üreten, öğrenen ve lojistik süreçlerin tamamına değer katan bağlantılı sistemlere dönüşerek sektörün geleceğini şekillendirdiğini vurguladı. Hoşgören, “Artık taşımacılık dünyasında yalnızca araçlardan, motorlardan, treylerlerden ya da filolardan bahsetmiyoruz. Birbirine bağlı, veri üreten, öğrenen ve karar süreçlerini etkileyen büyük bir teknolojik ekosistemden söz ediyoruz. Araçlarımız, sadece birer taşıma aracı değil; dijitalleşen, bağlantılı ve akıllı bir ekosistemin aktif üyeleri haline geliyor” dedi.
Hoşgören, dönüşümün merkezinde otonom sürüş teknolojileri ile bağlantılı araç sistemlerinin yer aldığını belirtti. Ağır ticari araç dünyasında elde edilen her verimlilik artışının sadece araç performansını değil, tüm lojistik zincirinin hızını, güvenliğini ve maliyet yapısını doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Otonomi artık uzak bir gelecek senaryosu değil; bugünün ve yakın geleceğin en kritik ihtiyaçlarından biri. Bağlantılı araç teknolojileri ve büyük veri yönetimi sayesinde sektörümüzde yeni bir dönem başladı. Filolardaki araçlardan elde ettiğimiz verilerle arızaları gerçekleşmeden öngörebiliyor, uzaktan müdahale edebiliyor ve operasyonel kesintileri minimuma indirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde otonom araç mevzuatları, akıllı yol altyapıları, veri güvenliği, bağlantılı araç standartları ve yeni nesil lojistik modelleri sektörümüzün ortak gündeminde olacak” ifadelerini kullandı.
Zirvede Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek Paneli
TAİD tarafından gerçekleştirilen “Değişen Taşımacılık Ekosistemi ve Ortak Gelecek” başlıklı panelde, sektörün elektrifikasyon, bağlantılı araç teknolojileri, otonom sürüş, sürdürülebilirlik ve yeni regülasyonların etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Artan maliyetler, altyapı eksiklikleri ve uyumlanması gereken yeni regülasyonlar sektörün öncelikli gündem maddeleri olarak öne çıktı.
Panelde TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Yönetim Kurulu Üyeleri Semih Pala ve Kıvanç Kızılkaya ile Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer konuşmacı olarak yer aldı. Moderatörlüğü TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Taş üstlendi.
Lojistiğin ve İhracatın Omurgası Karayolu Taşımacılığı
Kerem Taş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine dikkat çekerek, otomotiv ihracatının 2025 yılında %12 artışla 41,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Taş, “Lojistik pazarı küresel ölçekte 11,5 trilyon doları aşarak toplam ticaret hacminin üçte birini oluşturur hale geldi. Türkiye’de ise 100 milyar doların üzerine çıkan bu pazarın %58’lik kısmı karayolları ile gerçekleştiriliyor. Sektör küresel ticaretin omurgası konumunda ancak yüksek karbon emisyonu ve enerji tüketimi gibi sürdürülebilirlik zorluklarıyla karşı karşıya” ifadelerini kullandı.
Dönüşümün Merkezinde Bağlantılı Araçlar
TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Kızılkaya, ağır ticari araç sektöründe elektrifikasyon, otonom sürüş ve bağlantılı araç teknolojilerinin aynı anda geliştirildiğine dikkat çekti. Kızılkaya, “Bu üç teknolojiyi aynı anda hayata geçirmek kolay değil, bir önceliklendirme gerektiriyor. Şu an Avrupa ve Türkiye dahil tüm dünyada üreticiler önceliği bağlantılı araçlara vermiş durumda” dedi. Araçların birbirleriyle haberleştiği ve verilerin anlık işlendiği yeni dönemin hız kazandığını belirtti. Otonom sürüş uygulamalarının ise maden ve liman gibi kontrollü alanlarda test edilmeye devam ettiğini aktardı.
Yaşayan Araçlar Tasarlanıyor
Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, değişen ekosistemin tasarım ve mühendislik süreçlerinde yarattığı devrime değindi. Araçların artık sadece mekanik ürün olmaktan çıktığını belirten Biçer, veri, yazılım ve enerji yönetiminin araç tasarımının merkezine yerleştiğini ifade etti. “Enerjiyi, veriyi ve yazılımı birlikte konumlandırdığımız sistemler geliştiriyoruz. İçten yanmalı motorlara göre dizayn edilen şaselerde artık bataryaları nereye konumlandıracağımızı, ölçek ekonomisinden sapmadan modüler sistemleri nasıl kuracağımızı planlıyoruz. Araçlar teslim edildiğinde işimiz bitmiyor; veri üreten, uzaktan teşhis ve öngörülü bakım ile güncellenen ‘yaşayan ürünler’ tasarlıyoruz. Artık müşteri taleplerinden ziyade regülasyonlar tasarımı şekillendiriyor” dedi.
Avrupa’nın Sıfır Emisyon Hedefinde Altyapı Vurgusu
TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Avrupa’nın sıfır emisyon hedeflerine ulaşabilmesi için altyapı ve teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şarj altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arası uyumsuz regülasyonlar ve araç boyut-kütle standartlarına ilişkin belirsizliklerin sektörün önündeki temel engeller olduğunu ifade etti. Türken, “Avrupa, teknoloji ve mühendislik anlamında hazır. Sıfır emisyon araçları kullananlar yakıt tasarrufundan ve operasyonel verimlilikten memnun. Ancak Avrupa’da ülkeler arası bu dönüşümü sağlayacak altyapı, teşvik ve uyumluluk eksik. Şarj istasyonları yetersiz, teşvikler belirsiz. Kütle ve boyutlar konusundaki direktifler, örneğin Almanya gibi altyapısı 40 tonun üzerine izin vermeyen ülkelerin itirazları nedeniyle hala sonuçlanamadı. Treyler tarafında hafiflik ve aerodinamik tasarımlarla ciddi bir dönüşüm var ancak araçları ülkeler arası geçiremediğinizde ve ortak bir tabanınız olmadığında sorun yaşıyorsunuz. Bu dönüşüm; altyapı, teşvik ve regülasyonların koordinasyonuyla mümkün olacaktır” dedi.
Türk Sanayisinin İkinci Başarı Hikâyesi Lojistik Koridorlarıyla Yazılacak
TAİD Yönetim Kurulu Üyesi Semih Pala, Türk ağır vasıta ve treyler sektörünün yıllardır sanayi tutkusu ve devlet destekleriyle büyüdüğünü belirtti. Pala, “Türkiye kalkınacaksa bunun yolu belliydi: Türk çeliğini alıp bir çekiciye, bir treylere dönüştürme sanatı. Bu mükemmel çelik, aynı zamanda çelikten bir irade gerektiriyordu. 60’ların, 70’lerin, 80’lerin ustalarından aldığımız bu sanayi tutkusu, işimizin en büyük motivasyon kaynağı oldu” dedi.
Üretimdeki bu tutkunun ihracat pazarlarında devletin sunduğu imkanlarla desteklendiğini vurgulayan Pala, büyükelçiliklerin ve ticari ataşelerin sektörün yurt dışı açılımlarında kritik rol oynadığını belirtti. “Yeni pazarlar araştırırken ticari ataşelerimiz ve büyükelçiliklerimiz en büyük destekçimiz oldu. Bununla birlikte Eximbank’ın sunduğu programlar, bu yeni pazarlardaki başarımızı hızlandırdı. O köklü sanayi tutkusu ile devletin bu programlı desteği birleştiğinde, Türk çeliğini katma değerli bir yatırım malı haline getirip tüm dünyaya sunabildik. Bu başarı öykümüzün birinci perdesiydi; lojistik koridorlarıyla şekillenecek ikinci perde ise henüz yeni başlıyor” ifadelerini kullandı.
Yeni Dönemde İnsan Kaynağı Dönüşecek
Kıvanç Kızılkaya, otonom teknolojilerle birlikte sektördeki insan kaynağının yaşayacağı dönüşüme dikkat çekti. Otonom teknolojilerin sürücüsüz taşımacılık anlamına gelmediğini belirten Kızılkaya, “Nakliye sektörü sürücüsüz kalmayacak, sürücü profili değişecek. Sadece aracı kullanan sürücüler yerine; tüm ekosistemi, elektrifikasyon süreçlerini ve veriyi uçtan uca yönetebilen, yeni nesil teknolojilere adapte olmuş bir insan kaynağı ortaya çıkacak. Nakliye sektörünü bu yeni jenerasyon için daha cazip hale getirmeliyiz” dedi.
Mekanik Dönem Bitti, Çevik Ar-Ge ve Yazılım Dönemi Başladı
Koluman Otomotiv Endüstri Ar-Ge Müdürü Erhan Biçer, sektördeki teknolojik hızın Ar-Ge departmanlarını da değiştirdiğini vurguladı. Geleneksel metotların artık yetersiz kaldığını belirten Biçer, “Avrupalı ve Uzak Doğulu rakiplerle rekabet edebilmek için ‘hızlı yanılıp, hızlı öğrenen’ (fail fast, learn fast) çevik Ar-Ge yapılarına ihtiyacımız var. Artık sadece şasiyi veya üstyapıyı tasarlayan ayrı gruplar yerine; yazılımı, veriyi ve siber güvenliği birlikte düşünen ortak çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Araçlar sahada sürekli veri üretiyor. Bu nedenle Ar-Ge kadrolarımızda yazılım mühendislerinin ve veri bilimcilerinin sayısı artmak zorunda. İnovasyonu yakalamak için Ar-Ge’yi kapalı ortamlardan çıkarıp sahaya indirmeli ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle ekosistemi genişletmeliyiz” dedi.
Başarı Öyküsünün İkinci Perdesi: Demiryolları ve Lojistik Koridorlar
Semih Pala, otomotiv ve treyler sektöründe yazılan başarı hikayesinin ikinci perdesinin lojistik altyapıdaki devrimle yazılacağını belirtti. Türkiye’deki Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısının 400’e ulaştığını vurgulayan Pala, “Artık OSB’lerin demiryollarıyla limanlara bağlanması devletimizin resmi programına girmiş durumda. Tren yolu bağlantıları arttıkça lojistik küçülmeyecek, tam aksine zenginleşecek. Hicaz Demiryolu, Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler, Türkiye’nin kombine taşımacılık kapasitesini en üst seviyeye çıkaracak. Geçmişteki tutkumuzu koruyarak bu koridor mantığını iyi yönettiğimizde hem yerel üretimi hem de lojistik hacmimizi çarpan etkisiyle büyüteceğiz” dedi.
Sınırda Karbon Düzenlemeleri Sektörü Yeniden Şekillendirecek
TAİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İffet Türken, Avrupa Birliği standartlarının ve sürdürülebilirlik regülasyonlarının sektöre etkilerini değerlendirdi. Türkiye’nin bu küresel dönüşümün dışında kalamayacağını vurgulayan Türken, yakın gelecekte uygulanacak “Sınırda Karbon Vergisi”ne dikkat çekti. Türken, “Dijitalleşme, otonom teknolojiler ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak sadece teknolojik bir mesele değildir. Emisyonların düşürülmesi, verimlilik ve güvenlik adına ‘çekici’ ve ‘treylerin’ uyumlu bir şekilde, bir bütün olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmeyecek; ortak vizyon, koordinasyon ve geniş paydaş katılımıyla Türkiye, bu ekosistemin merkezinde yer alacaktır” ifadelerini kullandı.